ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ, DİSLEKSİ, DİSKALKULİ, BEP NEDİR?

07 Tem
0 yorum

Son zamanlarda okullarda öğretmenlerden ve velilerden sıklıkla duymaya başladığımız kelimelerden bir tanesi de disleksi. Derslerinde yaşıtlarının gerisinde kalan her öğrenciye işin uzmanı olan, olmayan tarafından disleksi teşhisi konmaya başlandı ve bir kavram karmaşası aldı gitti. Sanırım biraz konuya açıklık getirmek gerekiyor. Öncelikle öğrenme güçlüğü ile başlayalım. Bildiğiniz ya da en azından çocuklarınızdan gözlemlediğiniz üzere insan vücudu kadar belirgin olmasa da beynin de gelişim evreleri var. Bunu dışarıdan en kolay 0-2 yaş döneminde gözlemliyoruz. Bebeğin ‘Ceee!’ yaptığımızda her defasında sevinmesi bize karşı olan kibarlığından ya da en çok ilgisini çeken şeyi göz açısının dışında çıkardığımızdaki umursamazlığı ‘cool’ takılmasından değil, henüz takip yeteneğinin gelişmemesinden kaynaklanıyor. Zamanla odasına giren çıkanları takip etmeye başladığını fark ediyoruz. ‘Ceee!’  yaptığımızda artık sevinmemesi bizden bıkmasından ziyade elimizle yüzümüzü gizlediğimizde de artık orada olduğumuzu bilmesinden. Bu gelişimi dil yeteneğinde de görüyoruz. Önce sesleri çıkarmaya başlıyor, ardından heceler kelimeler derken bir bakmışsınız kompozisyon yazıyor. İşte tüm bunlar bireysel farklılıklar içerse de genel olarak belli süreçler var ve işlerin yolunda gidip gitmediğini takip etmemizi sağlıyor. 1 yaşındaki çocuk yürüyemediğinde bunu normal karşılasak da 3 yaşındaki çocuk yürüyemediğinde bir sorun var diyebiliyoruz. Fiziksel engelleri, sorunları erkenden gözlemleyebilsek de zihinsel sorunlar için aynı şey pek mümkün olmuyor.

Öğrenme güçlüğü de belirtilerini bazı fiziksel problemler gibi çok erken verse de, bunları tespit edebilmek ilgisi olmayanlar için pek mümkün değil. Öğrenme güçlüğü sıklıkla zekâ geriliği ile karıştırılsa da çocuğun zekâsının altında başarı göstermesiyle tanımlanabilir. Öğrenme güçlükleri sebeplerine göre farklı etkiler doğururlar. Öğretmenini ağır işiten ya da tahtayı iyi göremeyen öğrenci de öğrenme güçlüğü yaşar. Çocukta öğrenme güçlüğü tespit edildiğinde önce sebebi araştırılmalı ve duyusal problemler elendikten sonra diğer aşamalara geçilmelidir. Bu teşhis ne kadar erken konarsa o kadar faydalı çünkü zihinsel gelişim için kritik öğrenme eşikleri vardır.

Kritik Dönem, ilgili davranışların kazanılması gereken, kazanılmadığında telafisi çok zor olan ya da mümkün olmayan gelişim dönemleridir. 3 yaşına kadar duymamış bir çocuk 13 yaşına geldiğinde dil gelişimi ile ilgili kritik dönemi kaçırdığı için 10 yaşındaki herhangi bir çocuk kadar dile yetkin olamayacaktır. Öğrenme güçlüğünün duyusal sebepleri dışında pek çok da zihinsel sebebi de olabilir. Bu durumlar için sıklıkla özel öğrenme güçlüğü kullanılıyor. Okuma güçlüğü olan disleksi, yazma güçlüğü olan disgrafi, aritmetik kavramları algılamada güçlük, diskalkuli ve motor koordinasyon güçlüğü dispraksi şimdilik tanımlanmış olanlar. Eğer okullarımız bu dersler yerine sanat ağırlıklı olsaydı ritim duygusu olmaması disritmi ya da resim çizememe problemi dispingere diye teşhisler de olacak, müzik ve resim öğretmenlerimizin dilinden düşmeyecekti.

Öğrenme güçlüğünün teşhisini çocuk psikiyatristleri okul-aile işbirliği ile koyarlar. Öğrenme güçlüğü bir hastalık olmadığı gibi herhangi bir tedavisi de yoktur. Ülkemizde öğrenme güçlüğü olan öğrenciler genellikle ilkokulda sınıf öğretmenleri tarafından tespit edilir, Rehberlik Araştırma Merkezlerine yönlendirilir ve burada Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğretmenleri tarafından teşhisi konur. PDR öğretmenlerinin verdiği rapor doğrultusunda öğrenciye özgü Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı(BEP) hazırlanır ve bu plan uygulanır. Bu öğrenciler okulun rehberlik biriminin önerisiyle Destek Eğitimi Odası olan okullarda haftalık ders saatinin %40’ını geçmeyecek şekilde eğitim alabilirler. Kâğıt üzerinde her şey düzgün görünse de uygulamada işler böyle yürümez. Önce ebeveynler ardından öğretmenleri çocuktan ümidi keser ve öğrenci sorun çıkarmadığı sürece ders içerikleri açısından sınıftan soyutlanmış halde öğrenimini tamamlar. Çalıştığım 10 yıl içerisinde hiçbir Bep’li öğrencinin velisinin okula gelip, durumunu sorduğuna tanık olmadım. Hâlbuki öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için ailenin ilgisi zaruri. Ailenin desteği olmadan yalnızca öğretmenin ilgisiyle öğrencinin arkadaşlarının seviyesini yakalaması pek mümkün değil. Ortaokul seviyesinde ise kesinlikle iyi planlanmış düzenli bir desteğe ihtiyacı var.

Peki, veli olarak neler yapabilirsiniz. Bu işin birinci şartı özverili olmak. Çocuğunuzun akranları ile aynı düzeyde eğitim almasını istiyorsanız onlardan biraz daha fazla çalışmasını, sizin de çocuğunuzla daha fazla ilgilenmeniz gerektiğini aklınızdan çıkarmamanız lazım. Unutmayın ki çocuğunuzun öğrenme engeli yok, sadece güçlüğü var. Bu yüzden de tek farkı biraz daha fazla tekrar yapması gerektiği. Disleksi var ise harfleri tanıma çalışmalarına erken yaşlarda başlaması ilkokula başladığında sınıfa uyuma sağlayıp akranları ile bir gidebilmesi için çok önemli. Bunun dışındaki kısımlar her öğretmenin veya ebeveynin yapması gereken şeyler. Tabi burada yaptığı şeyler değil yapması gereken şeylerden bahsediyoruz. Nedir bunlar? Birincisi çocukla kaliteli zaman geçirme, ona özgüven kazandırma ve güdüleme.

Disleksi ile ayrıntılı bilgi için http://www.dyspel.orgsitesindeki rehberi inceleyebilirsiniz.

Yazan: STEMİstanbul